| Rüyalar Sır Olmaktan Çıkıyor...Brandmail | |||||||
| Rüyalarımızda yaşadıklarımız şimdiye kadar bizim küçük sırlarımızdı. Oysa bilim insanları bu gizemlerle dolu dünyaya da girmeyi başardılar. Artık gördüğümüz rüyaların detaylarına beyin tarama yöntemiyle ulaşılabiliyor. | |||||||
| Yazı: Ceren Öztuna | |||||||
| Öncelikle
hemen tedirgin olmanıza gerek yok. Rüyanızda minik bir test sürüşü
yapmak amacıyla çaldığınız o milyonlarca dolar değerindeki spor otomobil
ya da 'yanlışlıkla' işlediğiniz bir cinayet yüzünden kimse sabah
kapınıza dayanmayacak. Şimdilik katılımcıların tam desteğiyle yapılan
araştırmada rüyalar gerçek zamanlı olarak değil, her şey olup bittikten
sonra analiz ediliyor. Yine de özellikle beyin aktivitelerinin
incelenmesiyle zihinsel durumları çözümlemeye yönelik araştırma,
özellikle bilim dünyası açısından oldukça ilginç bir gelişme. Böylelikle
rüya üzerine yapılan çalışmalarda yeni bir döneme girilirken, insan
deneyiminin en esrarengiz ve büyüleyici boyutlarından birisinin de
kapıları aralanmış oluyor. Bu dikkat çekici araştırma ise şimdiye kadar dünya çapında ilgi gören pek çok projeye imza atmış ATR'dan (Advanced Telecommunications Research Institute, Japonya), beyin üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Yukiyasu Kamitani ve ekibine ait. Araştırmanın detaylarına girecek olursak, Kamitani ve arkadaşları ilk aşamada öncelikle üç kişiyi uyumaları için fRMI cihazına yerleştiriyorlar ve makinenin görüntülediği beyin aktivitelerini inceliyorlar. Beyin aktiviteleri aynı zamanda EEG elektrotlarıyla da takip edilen gönüllülerden rüya gördüklerine dair bir EEG sinyali alındığında, bu kişiler uyandırılıyor ve onlardan gördükleri şeyleri anlatmaları isteniyor. Kısa bir açıklama için araya girmek gerekirse, teknik olarak "hipnagojik halüsinasyon" adı verilen bu süreç, aslında tam olarak uykuya dalmadan, uykuyla uyanıklık arasındaki zaman diliminde görülen imgeleri içeriyor. Kamitani ve ekibinin daha ileri aşamalarda ortaya çıkan REM uykusunda görülen rüyalar yerine, bu görüntüler üzerine odaklanmalarının nedeni ise tamamen zaman kazanmak. Araştırmanın bu aşamasında rüya raporlarından bir veri tabanı oluşturmak için gönüllüler birkaç günlük program boyunca en az 200 kez uyandırılıyor. Deneyin ikinci aşamasına gelindiğinde devreye Kamitani ve ekibinin makine öğrenme algoritmalarına dayanarak geliştirdikleri görsel görüntü dekoderi giriyor. Dekoder, üç kişinin uyanık oldukları sırada, çok sayıda online veri tabanından seçilmiş yüzlerce görüntünün montajlanmış halini izlerken, beyin aktivitelerini kaydedecek ve bu aktiviteleri belirli modellere göre sınıflandıracak şekilde, her gönüllüye göre ayrı ayrı programlanıyor. Sonrasında araştırmacılar beyin aktivitelerinde tespit edilen farklı modellerden herhangi birini girerek, dekoderden hangi görüntünün ortaya çıkabileceğini tahmin etmesini istiyorlar. Aslına bakılacak olursa bu tarz araştırmalar daha önce de yapılmış. Kamitani ve ekibinin ortaya çıkardığı sonuçları diğer çalışmalardan ayıran nokta ise dekoderin rüya sırasında ortaya çıkan beyin aktivite modellerini de içeriyor olması. Bu sayede katılımcıların rüyalarında gördükleriimgeleri doğru bir şekilde tespit etmek de mümkün oluyor. Ya da daha doğru bir biçimde ifade etmek gerekirse, gönüllü tarafından görülen şeyin cinsi saptanabiliyor. Yani kişinin rüyasında bir Maserati ile turladığı değil, ancak bir arabayı gördüğü tahmin edilebiliyor. Bununla birlikte dekoder şimdilik sadece ona araştırmacılar tarafından sunulmuş bazı seçenekler doğrultusunda çalışarak doğru cevaba ulaşabiliyor. Kamitani'ye göre buldukları rüya çözümleme yöntemi hala oldukça ilkel. Ayrıca dekoderin şu an için herkese özel olarak geliştirilmesi gerekiyor. Yani başka bir insanın rüyalarının çözümlenebilmesi için araştırmacıların, o kişinin göreceği yüzlerce görüntü karşısında vereceği tepkilere göre yeni bir dekoder geliştirmesi şart. Yine de gelinen noktada Kamitani ve ekibi tarafından yapılan araştırma, rüya bilimi açısından büyük bir adım. Renkleri, hareketleri ve duyguları çözümleyebilmek için teknolojinin kat etmesi gereken uzun bir yol olabilir ancak en azından rüya görme sürecinde ve uyanıkken ortaya çıkan beyin aktiviteleri arasında bir ilişki olduğu bu deneyle saptanmış gibi görünüyor. |
Hürriyet
9 Mayıs 2013 Perşembe
Rüyalar Sır Olmaktan Çıkıyor...
19 Mart 2013 Salı
| Doğanın | |||
| Matematiğe Katkısı Brandlive mart sayısından alınmıstır | |||
| Gizemlerle dolu bilim dünyası her geçen gün bizi şaşırtmaya devam ediyor. Doğanın kendine düzen getirme çabasını ise çevremizde şekillenen her olguda görmek mümkün. Kim Meksika'nın bir kasabasından kalkan otobüslerin kaos teorisine ciddi katkılar yapabileceğini tahmin edebilirdi ki? | |||
| Yazı: Ceren Öztuna | |||
|
Geçtiğimiz günlerde Wired internet sitesinde yayımlanan bir makale,
doğanın matematikle olan uyumunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu da
nereden çıktı diyorsanız, öncelikle hikayenin çıkış noktasına gitmekte
fayda var. Her şey bir Çek fizikçi olan Petr Šeba'nın Meksika'da bir
otobüste bir adamın şoföre bir kağıt verip, karşılığında para aldığını
görmesiyle başlıyor. Seba, bir süre sonra adamın bir önceki otobüsün
duraktan ne zaman geçtiğini şoföre söyleyen bir 'casus' ağına bağlı
olduğunu anlıyor. Şoför, aslında casus sayesinde bir önceki otobüsün
duraktan ne zaman geçtiğini anlıyor ve aradan geçen zamanın kısalığına
ya da uzunluğuna göre yavaş gitmeyi veya gaza basmayı seçerek biriken
yolcuları topluyor. Buradan yola çıkan fizikçi, doğanın kendi kendine
düzen kurma çabasının farkına vararak, bu sistemin kuantum kaos
teorisiyle benzerliği üzerine kafa yormaya başlıyor. Bu görevi yapan casuslarla birkaç diyalog girişiminden sonra onları çılgın bir fizikçi olduğuna inandıran Seba, birkaç tekila karşılığında onlardan bilgi almayı başarıyor. Otobüslerin duraklardan ayrılış zamanlarını belirten kağıtlar bilgisayarda incelendiğinde, ünlü fizikçinin şüpheleri de doğrulanmış oluyor. Çıkan sonuçlara göre şoförler arasındaki etkileşim sayesinde otobüsler arasında oluşan mesafe, kuantum fiziği deneylerinde gözlemlenen karakteristik bir şemayla örtüşüyor. Bilim insanlarıysa yaygın bir fenomen olan evrensellik ilkesinin matematiksel bir bağlantıdan kaynaklanabileceğine ve iklim değişikliklerinden internete kadar tüm kompleks sistemlerin bu bağlantıyla anlaşılabileceğine inanıyorlar. Aslında çılgın profesörün deneyi evrensellik ilkesinin tüm hayatımızda geçerli olabileceğine dair ilk örnek değil. Biraz daha geriye gidersek, bu şablon aslında doğada ilk olarak 50'li yıllarda uranyum çekirdeklerinin enerji spektrumlarının analizi sırasında keşfedilmiş. Sonrasında sayı teorisyeni Hugh Montgomery, 1972 yılında aynı şablonun asal sayıların dağılımıyla ilişkili Riemann zeta fonksiyonunda ortaya çıktığını gözlemlemiş. İşte Krbálek ve Šeba'nın 2000 yılında Meksika otobüs sisteminde de ortaya çıkardığı bu şablon, son yıllarda özellikle donmuş deniz suyu ve insan kemiği gibi kompozit materyallerin spektral ölçümlerinde de tespit edilmiş. Biraz daha ayrıntıya girmek gerekirse, bu sistemlerin her biri enerji seviyelerini, otobüs ayrılış saatlerini ya da sinyal hızları gibi verileri temsil eden, satın aldığımız ürünlerin üzerinde gördüğümüz barkodları andıran bir dizi spektruma yani sıralamaya sahip. Bununla birlikte tüm spektrumlarda gözlemlenen ayırt edici yapı aynı. Veriler rastgele dağıtılmış gibi görünüyor, fakat birbirine komşu çizgiler birbirini itse de mesafeler arasında belirli bir düzen gözlemleniyor. İşte kesin bir formülle de açıklanabilecek, kaos ve düzen arasındaki bu denge, aynı zamanda matematiksel bir dizilimde ortaya çıkıyor. Bu formül aynı zamanda gelişigüzel sayılarla doldurulmuş bir matrisin sonuçları arasındaki uzaklığı da açıklıyor. Bununla birlikte Harvard Üniversitesi matematikçilerinden Horng-Tzer Yau'ya göre üç yıl içinde çok önemli gelişmeler kaydedilmiş olsa da fiziksel sistemlerin neden gelişigüzel matrisler şeklinde ortaya çıktığı hala gizemini koruyor. Gelişigüzel matrislerdeki evrensellik olgusunu araştıran bilim insanları, bu matrislerin neden her koşulda meydana geldiğini de araştırmışlar. Araştırmaya katılan matematikçilerden biri olan Yau ve arkadaşlarına göre çok sayıda sayısal dağılıma ve simetri kuralına uyabilecek bir çok matris çeşidi bulunuyor. Gelişigüzel matrislerin belirgin karakteristik özelliklerine bakılmaksızın yapılan araştırmalar, bu matrislerin özdeğer dağılımında bazı düzenli yapılara sahip olsalar da aynı kaotik özellikleri taşıdıklarını gösteriyor. İşte bu nedenle matematikçiler bu olguyu 'evrensellik' ilkesi olarak adlandırıyor. Tıpkı bir doğa kanunu gibi. ani evrensellik prensibi aslında bir sistem kompleks bir yapıya sahip olduğunda ve bir spektrum oluşturacak şekilde birbirleriyle güçlü bir biçimde etkileşime girecek çok sayıda parçadan meydana geldiğinde ortaya çıkıyor. Hatta kuantum mekaniğinde simetriler kuramının temelini atmış olmasıyla ve atom çekirdeğinin yapısı üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınmış fizikçi Eugene Wigner'in hipotezine göre kristal yapılardan internete kadar tüm kompleks ve birbiriyle ilişkili sistemlerde evrensellik prensibini görmek mümkün. Bununla birlikte daha basit yapılarda tekil bileşenler sistemin tümü üzerinde çok daha büyük etkiler oluşturabiliyor. Kompleks sistemlerdeyse, tekil bileşenlerin etkisi çok fazla hissedilmiyor. Bir örnekle açıklamak gerekirse, tıpkı çok sayıda insanla dolu bir salonda tek bir insanın vereceği kararın, insanların geneli üzerinde etkili olmaması gibi. İşte bu nedenle Vu'ya göre kompleks sistemlerde matris şablonlarının diğer parametrelerini hesaplayarak, sistemin hesaplanan parametrelere göre davranıp davranmayacağını bu parametreleri kullanarak tahmin etmek mümkün. İşte bilim insanları son zamanlarda internetin yapısından, iklim değişikliği modellerine kadar çok sayıda karmaşık sorunu matematiksel kurallar çerçevesinde aydınlatmaya çalışıyor. Bununla birlikte çok sayıda matematikçi günümüzde hala bu karmaşık sorunun cevabını arasa da, bulabileceklerine dair bir garanti yok. Sonuçta hiç kimse Meksika'nın bir kasabasından kalkan otobüslerin kaos teorisiyle bağlantılı olabileceğini tahmin edemezdi. Fakat bilimin gizemi de tahmin edilemez ve sürprizlerle dolu oluşunda yatmıyor mu? |
22 Ocak 2013 Salı
Bu ne hız....
Arkadaşlar dün Mavi Jeans in online alışveriş sitesinden verdiğim sipariş bu gün elime ulaştı... Bu kadar hızlı olacaklarını tahmin etmemiştim şaşırdım doğrusu, Üstelikte Kartuştan kazandığınız paraları anında indirim olarak kullanabiliyorsunuz. Tavsiye olunur. Maviden alına!!!
Alışveriş için tıklana...
MAVI ONLINE
14 Aralık 2012 Cuma
Rüyada Öğrenmek Mümkün!
|
9 Kasım 2012 Cuma
'Kayıp uydu Ay'ın içinde saklı'
Ntv bilim haberlerindeki bu yazıyı okuyunca Haruki Murakami nin 1Q84 romanı geldi aklıma
Son zamanlarda kafa dağıtmak için okuduğum kitaplardan biri... Bilim kurgu , paralel evrenler, mistik güçler ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim...
Kitap biraz fazla kalın ama sürükleyici
İşte o yazı;
ntv bilim haberleri
'Kayıp uydu Ay'ın içinde saklı'
NASA, Ay’ın alt katmanlarında saklı olan sırları ortaya çıkarabilmek için 2011’in sonlarında GRAIL görevini başlattı. Gök bilimciler, Dünya’nın bir zamanlar iki uyduya sahip olduğunu ve yapılacak araştırmalar kapsamında kaybolan diğer uydunun izine Ay'ın karanlık yüzünde rastlanabileceğini düşünüyor.
Dünya’nın
bir zamanlar yörüngesinde iki uydu bulundurduğu ve geceleri gökyüzünü
iki ‘Ay’ın aydınlattığı düşüncesi, bir varsayım olmayabilir. GRAIL
projesinin araştırmacılarından, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde
gök bilimci olan David Smith, “Dünya’nın geçmişte iki uyduya sahip
olduğunu düşünmek heyecan verici bir düşünce... GRAIL ile Dünya-Ay
sisteminde kafaları karıştıran bulgulara cevap bulabiliriz. Ay, tuhaf
bir şekilde asimetrik bir doğaya sahip. Dünya’ya yakın ve uzak olan
bölgeleri birbirinden çok farklı” dedi.
Ay’ın
Dünya’ya yakın olan, yani evimize bakan tarafı, antik ve sertleşmiş lav
‘denizleriyle’ kaplı. Bu yumuşak yüzeye kıyasla, Ay’ın Dünya’ya uzak
olan kısmı dağlık, yüksek bir araziden oluşuyor. Gök bilimciler, uzun
yıllar Ay’ın iki yüzü arasındaki farklılığın nedenlerini çözemedi.
California Üniversitesi’nde gök bilimci olan Martin Jutzi ve Erik
Asphaug tarafından öne sürülen iki uydu teorisi ise Ay’ın çözülemeyen
tuhaflığını açıklamaya çalışan en son girişimlerden biri.
“DEV GÖK CİSMİSYLE ÇARPIŞTI”
Gök bilimciler, Dünya’nın dört milyar yıl önce Mars büyüklüğündeki bir gök cismiyle çarpıştığını ve çarpışma sonrası ortaya çıkan kozmik enkazın Ay’ı oluşturduğunu düşünüyor (Mars’ın büyüklüğü Dünya’nın yarısı, Ay’ın ise iki katı kadar). Jutzi ve Asphaug, yaşandığı kabul edilen bu çarpışmada aslında bir değil, iki uydu oluştuğunu savunuyor. Ay’dan daha küçük olan ikinci uydu, Dünya’nın yörüngesinde, Ay’ın önünde veya arkasında bir konum elde etmiş olabilir.
Gök bilimciler, Dünya’nın dört milyar yıl önce Mars büyüklüğündeki bir gök cismiyle çarpıştığını ve çarpışma sonrası ortaya çıkan kozmik enkazın Ay’ı oluşturduğunu düşünüyor (Mars’ın büyüklüğü Dünya’nın yarısı, Ay’ın ise iki katı kadar). Jutzi ve Asphaug, yaşandığı kabul edilen bu çarpışmada aslında bir değil, iki uydu oluştuğunu savunuyor. Ay’dan daha küçük olan ikinci uydu, Dünya’nın yörüngesinde, Ay’ın önünde veya arkasında bir konum elde etmiş olabilir.
David
Smith, “Normalde bu tür uydular oluşmalarından kısa bir süre sonra tek
bir kozmik cisim haline gelir... Ancak yeni teoriye göre, ikinci uydu
Dünya-Ay sistemindeki Lagrange noktalarından birinde konumlandı” dedi.
Lagrange
noktaları, iki kozmik cismin ortak yerçekimsel kuvvetleriyle kendi
yörüngelerinde oluşturdukları beş yörünge noktasını temsil ediyor.
Sistemdeki diğer gök cisimleri, bu beş noktadan birinde yörüngede
kalacak şekilde merkezi bir kuvvetle konumlanıyor.
Ancak
Lagrange noktalarında bulunan bir gök cismi, sonsuza kadar burada
sabitlenmiyor. Buradan yola çıkan Jutzi ve Asphaug, ikinci uydunun bir
süre sonra konumunu terk ederek Ay’la çarpıştığını düşünüyor.
Çarpışmanın düşük hızda gerçekleştiği ve büyük bir krater oluşturmadığı,
tersine, küçük uydunun Ay’ın uzak yüzündeki dağlık alanları ortaya
çıkardığı düşünülüyor.
GRAIL SIRRI ÇÖZEBİLİR
Ay’ın etrafında uçan ikiz GRAIL uzay araçları, Ay’ın yerçekimi alanı hakkında çok detaylı ölçümler yapıyor. GRAIL uzay araçları böylece, “Ay’ın içini görüyor” ve gök cisminin iki ayrı yüzü arasındaki farkı ortaya çıkarmaya çalışıyor.
Ay’ın etrafında uçan ikiz GRAIL uzay araçları, Ay’ın yerçekimi alanı hakkında çok detaylı ölçümler yapıyor. GRAIL uzay araçları böylece, “Ay’ın içini görüyor” ve gök cisminin iki ayrı yüzü arasındaki farkı ortaya çıkarmaya çalışıyor.
Yapılan
ölçümler, Ay’ın içindeki materyallerin dağılımı hakkında bilgiler
sunacak, böylece Ay’ın iki farklı kısmındaki Yerkabuğu ve Manto’sundaki
farklılıkları ortaya koyacak. Eğer, Ay’ın uzak olan kısmındaki Yerkabuğu
materyali, yakın kısmındakinden farklı çıkarsa, iki uydu teorisini
destekleyen bulgular elde edilmiş olacak.
GRAIL uydularına ait bir çizim.
|
YAPBOZUN TEK BİR PARÇASI
Ancak Dünya’nın bir zamanlar iki uyduya sahip olduğu teorisini doğrulamak için, gök bilimciler Ay’ın yüzleri arasındaki farklılıkları ortaya koymanın ötesine gitmek zorunda. NASA’nın Lunar Reconnaissance Orbiter (Yörünge Keşif Aracı), Ay’ın topografyası hakkında bugüne kadar birçok bilgi sundu. Gök bilimciler ayrıca Ay’ın yüzeyindeki kimyasal özellikleri içeren verileri ve Apollo görevlerinde elde edilen sismik verileri de kullanacak.
Ancak Dünya’nın bir zamanlar iki uyduya sahip olduğu teorisini doğrulamak için, gök bilimciler Ay’ın yüzleri arasındaki farklılıkları ortaya koymanın ötesine gitmek zorunda. NASA’nın Lunar Reconnaissance Orbiter (Yörünge Keşif Aracı), Ay’ın topografyası hakkında bugüne kadar birçok bilgi sundu. Gök bilimciler ayrıca Ay’ın yüzeyindeki kimyasal özellikleri içeren verileri ve Apollo görevlerinde elde edilen sismik verileri de kullanacak.
MIT’de
akademisyen olan Smith, tüm bu bilgilerin çok önemli olduğunu ancak
asıl yapılması gerekenin Ay’ın karanlık yüzüne bir yolculuk olduğunu
belirtti. Smih, “Oraya gidip kayalardan örnek almak gerekli... Bir
zamanlar ikinci bir uydu var ise onun Ay’ın üçte biri kadar olduğunu
tahmin ediyoruz. Bu yüzden çarpışmadan sonra daha hızlı soğudu, Ay’ın
karanlık yüzüne kayalar saçtı ve oradaki dağları oluşturdu” dedi.
Etiketler:
1q84,
2 ay,
haruki murakami,
ntv bilim,
roman
Bu ne allah aşkına yawwww...
Son zamanlarda gördüğüm bu tırnak yüzüğü modasına ayrı bi kıl oldum, nedense bana çok itici geldi...hangi parmağınla hareket çekiyorsan onamı takıyorsun bilemiyorum tabi ama bende o hissi uyandırdı
herşeye ok hacıda bu olmamış bence..
herşeye ok hacıda bu olmamış bence..
WELCOME TO REAL WORLD...
Hayal aleminde yaşayan insanların gerçeklerle yüzleştikleri andaki halleri hep sinsice izleyim gülmüşümdür... Özellikle iş hayatında
Siz Morpheus gibi gözlüklerin arkasındaki gerçek dünyadan bakarken gözü açılmamış henüz hiçbir şeyin farkında olmadan gazını alıp ilerleyen bebelere selam olsun...
Hepinize WELCOME TO REAL WORLD...
Siz Morpheus gibi gözlüklerin arkasındaki gerçek dünyadan bakarken gözü açılmamış henüz hiçbir şeyin farkında olmadan gazını alıp ilerleyen bebelere selam olsun...
Hepinize WELCOME TO REAL WORLD...
8 Kasım 2012 Perşembe
Kırmızı Et terbiye yöntemi...
Eti pişirmeden önce yumuşak olması için bir gece önceden soğan suyuna yatırmanız gerekmektedir...
Örneğin 1kg et için 3 orta boy soğanın suyu yeterli olacaktır. Soğanları rendeleyip veya küp küp doğrayıp suyunu sıkabilirisiniz.
Soğan suyunun içine biraz zeytinyağı ilave etmeyi de unutmayın... İsterseniz içine kekik, defne yaprağı gibi baharatlar ekleyip lezzetlendirebilirsiniz.
5 Kasım 2012 Pazartesi
Sağ Beyin - Sol Beyin
BEYNİNİZİN HANGİ TARAFI DAHA ÇOK ÇALIŞIYOR?
Beyin, iki parçadan oluşur. Biyolojik olarak birbirine benzeyen bu parçalar bir köprü ile birbirine bağlıdır. Bu köprü, iki parça arasında bilgi akışını sağlar. İki parça, görevleri açısından farklıdır.
1- Sol beyin: Beynin sağ tarafının hareketlerini yönetir. Anahtarı kelimelerdir. Mantık merkezi denilebilir. Bunun için beynin sol bölümüne, mantıksal ...sol beyin demek yanlış olmaz. Bütüne değil parçaya yoğunlaşır. Adım adım öğrenir ve sonucu kendisi için olumlu değerlendirir.
Sol beynin anahtarı kelimelerdir. Sözcükler, mantık, sayılar, ardışıklık, çizgisellik, analiz, listeleme konularını yönetir. Eğitimde bilgi, yabancı dil, tarih, edebiyat ve matematik, sol beyni gerektirir. Bu yüzden bu konularla ilgili yapılan çalışmalarda sol beyin çalıştırılır.
2- Sağ beyin: Beynin sol tarafını yönetir. Yani, insan beyninin sol tarafına felç geldiğinde sağı, sağ tarafına felç geldiğinde solu hareket edemez. Sağ beyin, dili en çarpıcı, ince tanımlama ve sembollerle, mantıksal değil, duyusal ayrıntılarla inceler. Karmaşık ve zor soruları veya olayları bütün olarak kavrar ve çözer. Parça üstünde adım adım yoğunlaşmaz. Duyusal işaretleri değerlendiren sağ yan, korku, endişe ve heyecanı da yoğun yaşar.
Sağ beynin anahtarı görüntülerdir. Sağ beyini gelişmiş olanlar, yaratıcılık, ritm, uzman bilinci, hayal gücü, hayal kurma, renk ve boyutta daha iyidirler. Sanat, spor, sosyal etkinlikler, folklor, tiyatro, şiir gibi hayal gücü ve yetenek isteyen tüm etkinlikler, sağ beyni çalıştırır ve geliştirir. Sağ beyni geliştirmek için, günde birkaç dakikalık egzersiz yeterli olacaktır. Bunun için:
Beynin sol ve sağ yanının eşit çalışması, doğru olanıdır. Ancak, okullarda verilen eğitim sol beyin ağırlıklı olduğu için, sağ beynin görevini de sol beyin üstlenir. Bu da, kişilerde performansın düşmesine neden olur. Beyninizin sağ veya sol yanlarından biri farklı çalışıyorsa, mesleğinizi ona göre seçin. Başarının yanısıra mutlu da olun. Daha az çalışan diğer yanı geliştirmek için, egzersiz yapmayı unutmayın.
Aşağıdaki testi yaparak sağ veya sol beyin ağırlıklı olup olmadığını bulabilirsiniz.
1) Kendinizi sosyal yaşamda girişken biri olarak tanımlayabilir misiniz?
a) Pek girişken olduğum söylenemez
b) Genelde öyleyimdir
2) Hangi spor dalını tercih edersiniz?
a) Yalnız yapılan koşu, yürüyüş, duvar tenisi, yüzme gibi
b) Takım halinde yapılan futbol, voleybol veya bir başkasıyla yapılan her türlü spor
3) Gördüğünüz rüyayı net ve canlı olarak hatırlıyor musunuz?
a) Nadir veya asla rüya görmem
b) Çoğu zaman
4) Konuşurken
a) Beden dilini hemen hemen hiç kullanmam
b) Beden dilini çok kullanırım
5) Konuşurken
a) Konuşurken yüzümden hiçbir şey anlaşılmaz
b) Mimiklerimi çok kullanır. Konuşmadığımda bile ne demek istediğim yüzümden anlaşılır
6) Gelecekle veya geçmişle ilgili olayları hayal etmekten
a) Hayal kurmayı sevmem
b) Hoşlanırım
7) Ders dışında ki sosyal yaşamda
a) Kitap okumak dışında herhangi bir etkinliği izlemem bile
b) Çok hareketliyimdir. Çeşitli etkinliklere katılır veya çeşitli etkinlikleri izlerim
8) Adres bulurken
a) Cadde ve sokak isimlerini bilirim
b) Cadde ve sokak isimlerini bilmem ama bildiğim yerleri kullanarak ya da gördüklerimi anımsayarak adres bulurum
9) Gördüğünüz insanların
a) İsmini hatırlarım
b) Yüzünü hatırlarım
10) Ellerinizi birleştirin. Sağ baş parmağınız
a) Altta mı?
b) Üstte mi?
11) Elinizi ileri uzatın, işaret parmağınızla ileriyi gösterin. Parmağınızın ucuna doğru; bir sol, bir sağ gözünüzü kapatarak bakın. Parmağınız hangi gözünüzü kapattığınızda yer değiştirdi?
a) Sağ gözünü kapatınca yer değiştirdi
b) Sol gözünü kapatınca yer değiştirdi
12) Yaşadığınız heyecanlı bir olayı anlatırken
a) Heyecanımda ve ses tonumda iniş ve çıkışlar pek olmaz
b) Aynı heyecanı karşımdakilere de yaşatırım ve yaşarım
Not: A’lar B’lerden fazla ise sol beyin daha hakim
B’er A’lardan fazla ise sağ beyin hakim
Beyin, iki parçadan oluşur. Biyolojik olarak birbirine benzeyen bu parçalar bir köprü ile birbirine bağlıdır. Bu köprü, iki parça arasında bilgi akışını sağlar. İki parça, görevleri açısından farklıdır.
1- Sol beyin: Beynin sağ tarafının hareketlerini yönetir. Anahtarı kelimelerdir. Mantık merkezi denilebilir. Bunun için beynin sol bölümüne, mantıksal ...sol beyin demek yanlış olmaz. Bütüne değil parçaya yoğunlaşır. Adım adım öğrenir ve sonucu kendisi için olumlu değerlendirir.
Sol beynin anahtarı kelimelerdir. Sözcükler, mantık, sayılar, ardışıklık, çizgisellik, analiz, listeleme konularını yönetir. Eğitimde bilgi, yabancı dil, tarih, edebiyat ve matematik, sol beyni gerektirir. Bu yüzden bu konularla ilgili yapılan çalışmalarda sol beyin çalıştırılır.
2- Sağ beyin: Beynin sol tarafını yönetir. Yani, insan beyninin sol tarafına felç geldiğinde sağı, sağ tarafına felç geldiğinde solu hareket edemez. Sağ beyin, dili en çarpıcı, ince tanımlama ve sembollerle, mantıksal değil, duyusal ayrıntılarla inceler. Karmaşık ve zor soruları veya olayları bütün olarak kavrar ve çözer. Parça üstünde adım adım yoğunlaşmaz. Duyusal işaretleri değerlendiren sağ yan, korku, endişe ve heyecanı da yoğun yaşar.
Sağ beynin anahtarı görüntülerdir. Sağ beyini gelişmiş olanlar, yaratıcılık, ritm, uzman bilinci, hayal gücü, hayal kurma, renk ve boyutta daha iyidirler. Sanat, spor, sosyal etkinlikler, folklor, tiyatro, şiir gibi hayal gücü ve yetenek isteyen tüm etkinlikler, sağ beyni çalıştırır ve geliştirir. Sağ beyni geliştirmek için, günde birkaç dakikalık egzersiz yeterli olacaktır. Bunun için:
Beynin sol ve sağ yanının eşit çalışması, doğru olanıdır. Ancak, okullarda verilen eğitim sol beyin ağırlıklı olduğu için, sağ beynin görevini de sol beyin üstlenir. Bu da, kişilerde performansın düşmesine neden olur. Beyninizin sağ veya sol yanlarından biri farklı çalışıyorsa, mesleğinizi ona göre seçin. Başarının yanısıra mutlu da olun. Daha az çalışan diğer yanı geliştirmek için, egzersiz yapmayı unutmayın.
Aşağıdaki testi yaparak sağ veya sol beyin ağırlıklı olup olmadığını bulabilirsiniz.
1) Kendinizi sosyal yaşamda girişken biri olarak tanımlayabilir misiniz?
a) Pek girişken olduğum söylenemez
b) Genelde öyleyimdir
2) Hangi spor dalını tercih edersiniz?
a) Yalnız yapılan koşu, yürüyüş, duvar tenisi, yüzme gibi
b) Takım halinde yapılan futbol, voleybol veya bir başkasıyla yapılan her türlü spor
3) Gördüğünüz rüyayı net ve canlı olarak hatırlıyor musunuz?
a) Nadir veya asla rüya görmem
b) Çoğu zaman
4) Konuşurken
a) Beden dilini hemen hemen hiç kullanmam
b) Beden dilini çok kullanırım
5) Konuşurken
a) Konuşurken yüzümden hiçbir şey anlaşılmaz
b) Mimiklerimi çok kullanır. Konuşmadığımda bile ne demek istediğim yüzümden anlaşılır
6) Gelecekle veya geçmişle ilgili olayları hayal etmekten
a) Hayal kurmayı sevmem
b) Hoşlanırım
7) Ders dışında ki sosyal yaşamda
a) Kitap okumak dışında herhangi bir etkinliği izlemem bile
b) Çok hareketliyimdir. Çeşitli etkinliklere katılır veya çeşitli etkinlikleri izlerim
8) Adres bulurken
a) Cadde ve sokak isimlerini bilirim
b) Cadde ve sokak isimlerini bilmem ama bildiğim yerleri kullanarak ya da gördüklerimi anımsayarak adres bulurum
9) Gördüğünüz insanların
a) İsmini hatırlarım
b) Yüzünü hatırlarım
10) Ellerinizi birleştirin. Sağ baş parmağınız
a) Altta mı?
b) Üstte mi?
11) Elinizi ileri uzatın, işaret parmağınızla ileriyi gösterin. Parmağınızın ucuna doğru; bir sol, bir sağ gözünüzü kapatarak bakın. Parmağınız hangi gözünüzü kapattığınızda yer değiştirdi?
a) Sağ gözünü kapatınca yer değiştirdi
b) Sol gözünü kapatınca yer değiştirdi
12) Yaşadığınız heyecanlı bir olayı anlatırken
a) Heyecanımda ve ses tonumda iniş ve çıkışlar pek olmaz
b) Aynı heyecanı karşımdakilere de yaşatırım ve yaşarım
Not: A’lar B’lerden fazla ise sol beyin daha hakim
B’er A’lardan fazla ise sağ beyin hakim
1 Kasım 2012 Perşembe
Safranbolu gezmesi...
Burada Safranbolu evlerini yazmayacağım :) herhalde ne kadar güzel olduklarını bilmeyenimiz yoktur. Safranbolu ya gittiğinizde yapmanız gereken şeyleri paylaşmak istiyorum sizinle, tabi ki yine yeme ve içme üzerine ağırlıklı olarak...
Arasta boncuk kahvesine gidile!!! Orada boncuk kahve diye asma altında otantik bir kahve var, kahveyi resimde gördüğünüz gibi pişirip ikram ediyorlar... mutlaka için
Yemek olarak etli yaprak dolmasından çok zevk almasam da (söylemesi ayıp kayınvalidem bu konuda daha başarılı ) gözlemesi bir harikaydı...
Yemeğin yanında;
Ev yapımı olarak hazırladıkları bu karadut şurubunu şiddetle tavsiye ederim... Sunumları da bir harika, çalışan personelde aileden biri evlerine ziyarete gelmiş gibi sevecen bir şekilde sizi ağırlıyorlar.
Yediğim et ve benzeri şeylerden çok keyif almadığım için burada bahsetmek istemiyorum, daha çok otantik yemeklerini tavsiye ediyorum :)
Eee Safranbolu ya gitmişken lokum alınmadan dönülmez dimi, Ben biraz araştırdım hatta tek tek tattıktan sonra ZARİFTAT LOKUMCUSU nun en iyisi olduğuna karar verip aldım. Safranlı ve incirli lokumları bir harika ve çok taze idiler ailecek keyifle yedik...
Safanboludan ayrılmadan önce 8km mesafede olan yörük köyünü de ziyaret etmenizi önereceğim , bozulmadan kalmış önemli yerleşimlerden biri, yukarıdaki resimde yörük kahvesinden...
Kahvenin içindeki düvenden yaptıkları bu masa ise çok ilgimi çekti... kırılmış bantlanmış ama bir mimarın eli deyecek olsa muhteşem bir sonuç çıkabilir bence ...
Gezerken rastladığım yörüklerin soy kütüğünü de eklemeden geçemeyeceğim...
Yörük köyü yol ayrımında dipsiz göl tabelasını göreceksiniz bir girip çay içmeden çıkmayın derim, Ben güzel bir kare yakalayamadığım için netten bulduğum bir resmini paylaştım...
Arasta boncuk kahvesine gidile!!! Orada boncuk kahve diye asma altında otantik bir kahve var, kahveyi resimde gördüğünüz gibi pişirip ikram ediyorlar... mutlaka için
Yemek olarak etli yaprak dolmasından çok zevk almasam da (söylemesi ayıp kayınvalidem bu konuda daha başarılı ) gözlemesi bir harikaydı...
Yemeğin yanında;
Ev yapımı olarak hazırladıkları bu karadut şurubunu şiddetle tavsiye ederim... Sunumları da bir harika, çalışan personelde aileden biri evlerine ziyarete gelmiş gibi sevecen bir şekilde sizi ağırlıyorlar.
Yediğim et ve benzeri şeylerden çok keyif almadığım için burada bahsetmek istemiyorum, daha çok otantik yemeklerini tavsiye ediyorum :)
Eee Safranbolu ya gitmişken lokum alınmadan dönülmez dimi, Ben biraz araştırdım hatta tek tek tattıktan sonra ZARİFTAT LOKUMCUSU nun en iyisi olduğuna karar verip aldım. Safranlı ve incirli lokumları bir harika ve çok taze idiler ailecek keyifle yedik...
Safanboludan ayrılmadan önce 8km mesafede olan yörük köyünü de ziyaret etmenizi önereceğim , bozulmadan kalmış önemli yerleşimlerden biri, yukarıdaki resimde yörük kahvesinden...
Kahvenin içindeki düvenden yaptıkları bu masa ise çok ilgimi çekti... kırılmış bantlanmış ama bir mimarın eli deyecek olsa muhteşem bir sonuç çıkabilir bence ...
Gezerken rastladığım yörüklerin soy kütüğünü de eklemeden geçemeyeceğim...
Yörük köyü yol ayrımında dipsiz göl tabelasını göreceksiniz bir girip çay içmeden çıkmayın derim, Ben güzel bir kare yakalayamadığım için netten bulduğum bir resmini paylaştım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






